Semboller
A
- Ab-ı hayat
- Aba
- Abanoz ağacı
- Abdest Aldığını
- Abide
- Abluka
- Abraş
- Acele etmek
- Acem
- Acemice işler yaptığını
- Acenta
- Acuze (çirkin ve yaşlı kadın)
- Acve
- Acı bakla
- Acı yediğini
- Acıdığını
- Acıktığını
- Ada
- Ada soğanı
- Ada tavşanı
- Adak
- Adam
- Adavet (düşmanlık hali)
- Aday
- Adele
- Adem aleyhisselamı
- Adi iskemle
- Adliye
- Adres verdiğini
- Adı batmak (ismi silinmek)
- Adım atttığını
- Afet
- Affedildiğini
- Affettiğini
- Afsun (dua)
- Afyon yutmak
- Ahif yaptığını
- Ahireti
- Ahmaklıkla isimlenmesini
- Ahraz
- Ahır
- Aile
- Akasya
- Akbaba
- Akide şekeri
- Akik taşı
- Akika kurbanı
- Akrep
- Aksaklık
- Aksamak – aksadığını
- Aksırdığını
- Aktör
- Akıl hastanesi
- Akıllı
- Akılsız hareket ettiğini
- Akıncı
- Akşam olduğunu
- Al-i İmran Suresini
- Alaca kumaş
- Alaca olduğunu
- Alacak karga
- Alaim-i sema (gök kuşağı görmek)
- Alamet
- Alan (meydan)
- Alay (askeri)
- Alay edildiğini
- Albüm
- Aldanmak – aldatıldığını
- Alem görmek – alümiyum eşya
- Alet (ziraat aleti)
- Alev
- Alil (kendisini hasta görmesi)
- Alim
- Allah yolunda nöbet tuttuğunu
- Allahu tealayı
- Altın
- Alyans
- Alçı
- Alın
- Alışveriş ettiğini
- Amblaj
- Amca
- Amir
- Amiral
- Ampul
- Ana – anne
- Anahtar
- Ananas
- Anason
- Anber çiçeği
- Anjin
- Anka kuşu
- Anlaşma yaptığını
- Ant içtiğini yemin ettiğini
- Antre
- Antrenör
- Apandisit
- Apartman yüksek bina
- Apolet
- Apse yara
- Araba
- Arabi Ayları
- Arafat da vakfeye durduğunu
- Aranmak – aramak
- Arasöz
- Arazi
- Arefe günü
- Armut
- Arpa
- Arsenik ile zehirlendiğini
- Arz ve takdim edildiğini
- Arzuhal dilekçe
- Arzularına eriştiğini
- Arı beyi
- Arı kovanı
- Arı kuşu
- Arıcı
- Arşı
- Asa
- Asansör
- Asfalt
- Ashab-ı kiram sahabi
- Asi olduğunu
- Asilzade
- Asker
- Asker bayrağı
- Aslan
- Asma (üzüm çubuğu)
- Astargan – manto
- Asılmak asıldığını
- At
- At tersi (gübresi)
- Ateş
- Ateş böceği
- Ateş koru
- Ateş yakıcı
- Ateşe tapmak
- Atkı
- Atlamak atladığını
- Atlas
- Atmaca
- Atmak birşey attığını
- Attar
- Atıcılık
- Av kapanı
- Avcı
- Avize
- Avlanmak
- Avrat – kadın almak
- Avret yerinin açık olduğunu
- Avukat
- Avuç
- Ay
- Ayak
- Ayak bileziği
- Ayakkabı
- Ayaz
- Ayağı ile itmek
- Aydınlık
- Aydınlığa ermek
- Ayetler
- Aygır
- Aylık-maaş
- Ayna
- Ayran
- Ayrılık
- Ayva
- Ayçiçeği
- Ayı
- Ayı avcısı
- Ayıp bir fiil
- Azad etmek
- Azamet-ululuk
- Azarlama
- Azgınlık
- Azl
- Azraili
- Azık
- Aç adam
- Açgözlü
- Açmak (kilit veya kapı açtığını görmek)
- Açıkgöz birini
- Açılış yapıldığını
- Ağa
- Ağaç
- Ağaç kabuğu
- Ağaç kavunu
- Ağaç sakızı
- Ağaç tekne
- Ağaç yaprağı
- Ağaç yonucusu
- Ağaç çiçeği
- Ağlamak
- Ağrı ve sızı
- Ağzının koktuğunu
- Ağıl
- Ağız
- Ağızlık
- Aşiret
- Aşure
- Aşçı
- Aşık
B
- Baba
- Babayiğit
- Baca
- Bacak
- Badana
- Badem
- Bademcik
- Bagaj
- Bahar
- Baharat
- Bahriyeli
- Bahse girmek
- Bahtını kara
- Bahçe
- Bahçıvan
- Bahşiş verdiğini
- Bakan(vezir)
- Bakire
- Bakkal
- Bakla
- Bakla satıcısı
- Baklava
- Bakraç
- Bakır
- Bakırcı
- Bal
- Bal arısı
- Baldır
- Baldız
- Balgam
- Balina
- Balkon
- Balmumu
- Balo
- Balon
- Balta
- Balya
- Balçık
- Balık
- Balık ağı
- Bando
- Banka
- Baraj
- Bardak
- Bardakçı
- Barut
- Basamak
- Baskül
- Baskın
- Basma (bez)
- Basur olduğunu
- Bataklık
- Batarya
- Battaniye
- Bavul
- Baykuş
- Bayrak
- Bayram
- Baytar
- Bazubend
- Bağ
- Bağlamak bir şeyi düğümlediğini
- Bağırmak
- Bağırsak
- Baş
- Başak
- Başkan olduğunu
- Başlık
- Baştaki saç
- Başörtüsü
- Başın altına konulan yastık
- Bebek
- Beddua
- Beden
- Bedevi (çöl Arabı)
- Beklemek
- Bekçi
- Bel kemiği
- Bel veya kürek
- Bela
- Belinden ikiye bölünmek
- Beraat
- Berber
- Bere
- Bereket
- Besmele
- Bevl (izdar)
- Beyaz
- Beyaz darı
- Beyin ve ilik
- Beyt (ev) yaptığını
- Beyti Mukaddes (Mescidi Aksa)
- Beytullah
- Bezelye
- Bezendiğini
- Beğendiğini
- Beşik
- Biat ettiğini
- Biber
- Biberon
- Bilardo oynadığını
- Bilek
- Bilet
- Bilezik
- Bileği taşı
- Bilgin
- Bilinmemek
- Bilirkişi
- Billur
- Bilmece
- Bina
- Binmek – bindiğini
- Bira
- Birikmek çoğalmak
- Birşey bulmak
- Birşeyin baki olduğunu
- Bisiklet
- Bisküvi
- Bit
- Bitki
- Bodrum
- Bohça
- Bol geçim
- Bomba
- Boncuk
- Boncukçu
- Bora (fırtına)
- Borazan
- Borazancı
- Boru
- Borç
- Bostan
- Bostan dolabı
- Boy – boyunu
- Boya
- Boyacı
- Boynu vurulmak
- Boynuz
- Boyun
- Boyuna sarılmak
- Boyunbağı
- Boyunduruk
- Bozkır
- Boğa
- Boğaz
- Boğazlamak boğazlandığını
- Boğmak boğulduğunu
- Boşanma boşandığını
- Budak
- Buhar
- Buhur
- Bukağı
- Bulanık su
- Bulaşık yıkamak
- Bulut
- Burak
- Burgu
- Burhan (delil)
- Burun
- Burun kanı
- Buzağı
- Buzdolabı
- Buğday
- Buğday satıcısı
- Buğday unu
- Buğz ettiğini
- Böbrek
- Böbürlenmek
- Böcek
- Bölük
- Börek
- Börülce (bir çeşit fasulye)
- Böğürtlen
- Büfe
- Bükmek
- Bükücü
- Bülbül
- Bürd (hırka)
- Büro
- Büyü
- Büyük adam
- Büyük kapı
- Büyük kertenkele
- Büyük terazi
- Büyük çadır
- Büyük çanak
- Bıldırcın
- Bıyık
- Bıçak
C
- Cam
- Cambaz
- Cami
- Can sıkıntısı
- Canavar
- Cankurtaran
- Cariye (hizmetçi)
- Casus
- Cebir (zor kullanmak)
- Cebrail a.s
- Cehalet hali
- Cehennem
- Celep
- Cellat
- Cemaat
- Cemal (güzellik)
- Cenaze
- Cenk aleti
- Cennet
- Cennetin haznedarını
- Cephane
- Cephede düşmanla savaşmak
- Cerrah
- Cesaret gösterdiğini
- Ceset
- Cetvel
- Cevherci
- Ceviz
- Ceviz kabuğu
- Ceyhun nehrini
- Ceylan
- Cezaevi
- Cezve
- Cibinlik
- Cihad etmek
- Cilacı
- Cild
- Cilve ettiğini
- Cima (cinsi münasebet – cinsellik) ettiğini
- Cimrilik
- Cin
- Cin çarpması
- Cinayet
- Cinnet
- Cinsi temas – münasebet
- Cirit
- Civa
- Civciv
- Ciğerci
- Cokey
- Cuma gününü görmek cuma namazı kılmak
- Cömertlik
- Cübbe
- Cüce
- Cünüp – cenabet olduğunu
- Cüret göstermek
- Cüz
- Cüzdan
- Cüzzam
- Cımbız
- Cırcır
- Cıva
Ç
- Çadır
- Çadırcı
- Çakal
- Çakmak
- Çakı
- Çakıl
- Çakır kuşu
- Çalgıcı
- Çalı
- Çalı fasulye
- Çalışmak çalıştığını
- Çam ağacı
- Çam fıstığı
- Çamaşır
- Çamur
- Çamurcu
- Çan
- Çanak
- Çanak yapıcı
- Çanta
- Çapa
- Çardak
- Çark
- Çarmıha gerilmek
- Çarpıldığını
- Çarık
- Çarşaf
- Çarşı pazar
- Çatal
- Çavdar
- Çavuş
- Çay
- Çay bardağı
- Çay ibriği
- Çay ibriği görmek çay içmek
- Çay kutusu
- Çaydanlık
- Çaylak
- Çayır çimenlik
- Çağla
- Çağlayan
- Çağırıcı
- Çehiz – çeyiz
- Çehre
- Çekili-dövülmüş et
- Çekinmekten men ettiğini
- Çekirdek
- Çekirge
- Çekiç tokmak
- Çekmece
- Çekmek
- Çekre (göçebe çadırı)
- Çelenk
- Çelik başlık
- Çene
- Çengel sakızı
- Çengi-köçek
- Çerçeve
- Çerçi-eczacı
- Çete
- Çeşme
- Çiftçi
- Çile
- Çilek
- Çilingir
- Çilli insan
- Çimdiklemek çimdiklediğini
- Çimenlik
- Çimenzar
- Çingene
- Çini
- Çirkin birini
- Çisenti
- Çitlenbik
- Çivit
- Çizme
- Çizmek çizdiğini
- Çiçek (döllenme tozu)
- Çiçek tohumu
- Çiğ tanesi
- Çiğnemek – çiğnediğini
- Çoban
- Çoban değneği
- Çoban yıldızı
- Çocuk
- Çocuk arabası
- Çocuk düşürmek
- Çocuğu kaybetmek
- Çolaklık
- Çorap
- Çorba
- Çoğalmak çoğaldığını
- Çukur
- Çulha
- Çuval
- Çuvalcı
- Çuvaldız
- Çöl (sahra)
- Çömlek
- Çömlekçi
- Çöp
- Çöpcü
- Çöplük
- Çörek
- Çörek otu
- Çöğen otu
- Çürük
- Çıban
- Çıkmaz sokak
- Çıkrık
- Çıkın (bohça)
- Çınar
- Çıngırak
- Çıplak
- Çıplaklık
- Çıra
- Çırçır
D
- Dabbağ
- Dabbetü’l Arz
- Dadı
- Daire
- Daktilo
- Dal
- Dalak
- Dalak balı
- Dalga
- Dalgıç
- Dalkavuk
- Dalyan
- Dam
- Dama
- Damak
- Damar
- Damat
- Damgacı
- Dans
- Dansçı
- Dantel
- Dar ağacı (idam sehpası)
- Dar boğaz
- Dar elbise
- Darbuka
- Dargın olduğunu
- Darı
- Dava
- Davar (koyun sürüsü)
- Davetiye geldiğini
- Davul
- Davul sesi
- Davulcu
- Dayak yediğini
- Dayanmak – dayandığını
- Dayı
- Dağ
- Dağ keçisi
- Dağ yolu
- Dağarcık
- Dağlama
- Deccal
- Dede
- Def
- Def zili
- Defin
- Define
- Defter
- Defterdar
- Dehliz
- Deli
- Delikanlı
- Dellal
- Demir
- Demir kürek
- Demir ocağı
- Demirci
- Demirci örsü
- Deniz
- Deniz altı
- Deniz feneri
- Deniz koyunu
- Denizde savaşmak
- Deprem
- Dere
- Dere otu
- Deri kalkan
- Derisini yüzmek
- Dershane
- Derviş
- Destan
- Destere (testere)
- Desti
- Dev ve peri
- Deve
- Deve dikeni
- Deve hanı
- Deve kasabı
- Deve kuşu
- Deve yavrusu
- Deve yünü
- Deveci
- Değirmen
- Değirmenci
- Değiş tokuş ettiğini
- Değnek ve baston
- Dibek
- Dicle Nehrini
- Diken
- Dikiş dikmek
- Dil
- Dil sürçmesi
- Dil çiçeği
- Dilenci
- Dilsiz
- Dimağ
- Dinar (bir nevi para)
- Dinden dönmek
- Dini merasim
- Dinlemek
- Dinlendiğini
- Diploma
- Direk
- Dirilmek
- Divit
- Diz
- Dizmek
- Diş
- Dişi arslan
- Dişi geyi
- Dişi kedi
- Dişi koyun
- Doktor
- Dokuma tarağı
- Dokumak
- Dolandırıcı
- Dolap
- Dolu
- Dolu şeyler
- Domates
- Domuz
- Don
- Donanma
- Dondurma
- Donmak
- Dostluk
- Doğan kuşu
- Doğramacı
- Doğurmak doğmak
- Dua
- Dudak
- Dudu kuşu
- Dul kaldığını
- Duman
- Dumanlı ateş
- Durak
- Dut
- Duvak
- Duvar
- Duvar semeri
- Dövmek darp etmek
- Dövücü ve ufaltıcı
- Döşemeci
- Döşenmiş taş
- Düdük
- Dükkan
- Dülger
- Dümbelek
- Dümen
- Dünya
- Dürmek
- Düzenlenmiş yer
- Düğme
- Düğüm vurmak
- Düğüm çözmek
- Düğün
- Düşman – düşmanlık
- Düşmek
E
- Ebabil kuşları
- Ebe
- Ebe gümeci
- Ebem kuşağı
- Ecnebi
- Eczacı
- Edebiyat
- Efe
- Ehli hayvan
- Ehram
- Ejderha
- Ekim ayı
- Ekin biçmek
- Ekin ekmek ekin ektiğini
- Ekinci
- Ekmek
- Ekmek sepeti
- Ekmekçi
- Eksiklik
- Ekşili çorba
- El
- El bağlamak
- El ve diğer azaları kesilmek
- El çırpmak – el çırptığını
- Elbise
- Elbise (yeşil)
- Elbise dolabı
- Elbise kolu
- Elbise parçaları
- Elbise çırpıcısı
- Eldiven
- Elek
- Elemek
- Elma
- Elmas
- Elçi
- Emanet
- Emeklemek – emeklediğini
- Emel – istek ve arzu
- Eminlik
- Emir
- Emmek emdiğini
- EMR-İ BİL MA’RUF (İyilikle emretmek)
- Emzik
- Enbiya görmek peygamber
- Ense
- Er
- Erik
- Erkek
- Erkek baykuş
- Erkek cinsiyet uzvu – tenasül organı
- Erkek kedi
- Erzak
- Esans (güzel ve hoş koku)
- Eshab-ı kiram
- Esir etmek
- Eskici
- Eskimek eskidiğini
- Esnaf
- Esnemek
- Et
- Et kütüğü
- Et yemeği
- Ev
- Ev bahçesi
- Ev reisini
- Ev yıkmak
- Evin direğini
- Evlenmek – evlendiğini
- Evlere girmek
- Evliya
- Ezan görmek ezan okuduğunu
- Ezberlemek – ezberlediğini
- Ezgi
- Eğe
- Eğe kemikleri
- Eğer
- Eğer örtüsü
- Eğlence
- Eşek
- Eşek arısı
- Eşek böceği
- Eşek palanı
- Eşik
- Eşkiya
- Eşya
- Eşyanın değişmesi
F
- Fabrika
- Fakir
- Fakire hizmet etmek
- Fakıh fıkıh alimi
- Falaka
- Falcı
- Fanus
- Fare
- Fare deliği
- Farz namaz kıldığını
- Fasulye
- Fasıl dinlediğini
- Fatiha suresini
- Fayans
- Fecir
- Felah
- Fen
- Fener
- Ferace
- Ferahlık
- Feraset
- Ferman
- Feryat ettiğini
- Fes giydiğini
- Fesleğen
- Feza uçmak
- Fezeyan (su taşkını)
- Fidan
- Figan ettiğini
- Fil
- File
- Fincan
- Firavunu
- Firuze taşı
- Fitil
- Fişek
- Flüt
- Fok balığı
- Folluk
- Fosfor
- Fotoğraf
- Frenk görmek kafir
- Frenk üzümü
- Fuar
- Fukaha – fıkıh alimi
- Fulya çiçeği
- Fındık
- Fırat nehrini
- Fırtına
- Fırça
- Fırıldak
- Fırın – fırıncı – fırıncı küreği – tandır
- Fıskiye
- Fıstık
- Fıtık olduğunu
- Fıtır sadakası verdiğini
- Fıçı
G
- Gadab öfke
- Gaddar
- Gaip
- Galip geldiğini
- Gammaz
- Ganimet
- Gar
- Gasbettiğini görmek gasbetmek
- Gaz
- Gaz çıkarmak
- Gaza ve cihat
- Gazelhan
- Gazete
- Gebe – hamile
- Gece olduğunu
- Gecelik
- Gedik açtığını
- Gelin ve damat
- Gelincik
- Gelincik çiçeği
- Gem
- Gemi
- Gemi yapan
- Gemici
- General
- Genç
- Genç kız veya kadın
- Gerdanlık
- Gergedan
- Gerinmek gerindiğini
- Geriye döndürücü
- Geyik
- Geyirmek geyirdiğini
- Geçit
- Girdap
- Gitar
- Giymek bir şey giydiğini
- Giyotin
- Gizli söz
- Gişe
- Gusletmek cünüplük guslettiğini
- Göbek
- Gök gürlemesi
- Gök renk
- Gökyüzü
- Göl
- Gölge
- Gömlek
- Gömmek gömdüğünü
- Görümce (elti)
- Görüşmek
- Göz
- Göz ağrısı
- Göz hekimi
- Göz kapağı
- Göz yummak göz yumduğunu
- Göze (kaynak)
- Göze perde inmek
- Gözlük
- Gözsüz fare
- Gözyaşı
- Gözün zayıf görmesi
- Göğe çıkmak göğe çıktığını
- Göğüs
- Gübre
- Gül
- Güler yüzlülük güler yüzlü olmak
- Gülsuyu
- Gümüş
- Günah
- Gündüz
- Güneş
- Güneş tutulması
- Güneş ısısı
- Güreşmek güreştiğini
- Güve
- Güvercin
- Güverte
- Güveyi olması
- Güzel kokulu nebatlar
- Güzel konuşmak
- Güzellik
- Güçlü kişi
- Güğüm
- Gıybet etmek gıybet ettiğini
- Gıybet ettiğini
H
- Haber görmek iyi haber aldığını
- Haber vermek gizli şeyleri haber vermek
- Haberleşmek elçi vazifesi
- Habeş (siyah adam)
- Habili
- Hacamat görmek kan aldırmak
- Haccetmek Kabeyi
- Hacerül Esvedi (siyah taş)
- Hacıların toplandığı pazarı
- Had cezası
- Hademe
- Hadim (hizmetçi)
- Hadis okuduğunu
- Hadım edildiğini
- Hafaza melekleri
- Hafiye
- Hafız
- Hainlik
- Hak kuşu
- Hak olan şey
- Hak yoldan çıkmak
- Haki renk
- Hakim
- Hakim yardımcısı
- Hakirlik hissettiğini
- Hakkak (kıymetli madenleri oyan kimse)
- Hala
- Halat
- Halayık (hizmetçi)
- Hale
- Halhal
- Halife görmek halife olduğunu
- Halka
- Hallaç (pamuk atan alet)
- Halı
- Ham şeker
- Hamak (salıncak)
- Hamal
- Hamam
- Hamam böceği
- Hamam külhanı
- Hamam otu süründüğünü
- Hamamcı
- Hamd ettiğini
- Hamele-i arş
- Hamile kadın
- Hamur
- Han
- Hancı
- Hane (ev)
- Hanende (saz çalan)
- Hançer
- Hanımeli çiçeği
- Hap yuttuğunu
- Hapishane
- Hapisli hali – zindana düştüğünü
- Hara (at yetiştirme çiftliği)
- Harabe
- Harap olduğunu
- Hararet hissettiğini
- Haraç
- Harbe
- Hardal
- Harman
- Harp
- Harp aleti
- Harpten kaçtığını
- Hasat (ekin biçmek)
- Haset ettiğini
- Hasis cimrilik hali
- Hasta bakıcı
- Hasta – hastalık
- Hastahane
- Hasır
- Hasırcı
- Hatim
- Hatip
- Hava
- Hava-i fişek
- Havale ettiğini
- Havan ve havan eli
- Havlu
- Havra
- Havuz
- Havuzlu oda
- Havuç
- Havz-ı kevser
- Haykırdığını
- Hayranlık
- Hayret ettiğini
- Hayvan ağılı (hayvanların konulduğu yer)
- Hayvan kırkan kişi
- Hayvana palan vurduğunu
- Hayvanat bahçesi
- Hayır işlediğini
- Hayız
- Hazine – define
- Haziran ayını
- Hazret-i Davud aleyhisselamı
- Hazreti Hafsayı
- Hazreti Hatice validemizi
- Hazreti Havva’yı
- Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)
- Hazreti Ömer (r.a.)
- Haç (put)
- Haşarat
- Haşhaş
- Hediye
- Hela
- Helal
- Helva
- Helvacı
- Hendek
- Hervele
- Hesap
- Hevenk
- Heybe
- Heykel
- Hikayeci
- Hilal
- Hile
- Hil’at (güzel elbise)
- Hindi
- Hindistan cevizi
- Hindli
- Hisar
- Hizmetçi
- Hoca
- Hokka
- Hokkabaz
- Hor hakir
- Horladığını
- Horoz
- Horoz döğüştürmek
- Hububat
- Hud (a.s.)
- Hudut boylarında nöbet tuttuğunu
- Huni
- Huri
- Hurma
- Huruç (çıkmak)
- Hurç (meşinden veya kilimden büyük heybe)
- Hutbe
- Hz. Aişe’yi
- Hz. Ali (k.v.) efendimizi
- Hz. Ali’yi
- Hz. Ebubekir Efendimizi
- Hz. Eyüp Aleyhisselamı
- Hz. Harun aleyhisselamı
- Hz. İbrahim aleyhisselamı
- Hz. İsa (a.s.)
- Hz. Lut (a.s.)
- Hz. Osman (r.a.)
- Hz. Salih (a.s.)’ı
- Hz. Süleyman (a.s.)
- Hz. Yahya (a.s.)
- Hz. Yusuf (a.s.) Peygamberi
- Hz. Şuayb (a.s.)’
- Hücre
- Hücum ettiğini
- Hüdhüd kuşu
- Hüküm giydiğini
- Hükümdar
- Hükümet erkanı
- HÜNNAP (Çanak yapraklı ye sert çekirdekli bir ağaç)
- Hürriyet
- Hüzün ve teessür
- Hımar (eşek)
- Hırdavatçı
- Hıristiyan
- Hırka
- Hırsız
- Hırsızlık
- Hıyar
- Hızarcı
- Hızır aleyhisselamı
- Hıçkırık
I
İ
- İane (yardım) ettiğini
- İaşe (erzak)
- İbadet
- İbiği büyük horoz
- İbrik
- İbrişim
- İcar (bir yeri kiraya vermek)
- İcat
- İdam
- İdare lambası
- İddet
- İddiaya girdiğini
- İdrar (sidik)
- İdris aleyhisselamı
- İflas ettiğini
- İftar
- İftira
- İfşa ettiğini
- İhanet
- İhrama girdiğini
- İhsan
- İhtiyar
- İkindi namazı
- İkiz
- İkrar ettiğini
- İLA (Erkeğin hanımına bir müddet yaklaşmayacağına dair ettiği yemin)
- İlahi
- İlam yapıldığını
- İlan
- İlave edildiğini
- İlaç
- İlaç kabı
- İlik
- İlkbahar
- İlmihal
- İlmühaber
- İltifat
- İlyas (a.s.)’i
- İmam
- İmam-ı Azam (r.a.)
- İmame
- İmaret
- İmbik
- İmdat
- İmsak
- İn
- İnab (üzüm)
- İnad
- İnci
- İnci bilezik
- İnci gerdanlık
- İnci ve cevher delen
- İncili şerif
- İncir
- İnek
- İnfilak patlama
- İnkılab
- İnmek
- İnsan ayağı
- İnsan azası
- İnsan dişi
- İnsan eti
- İnsan vücudu
- İntizar (gözlemek, bakmak)
- İnşaat
- İn’am ve ihsan ettiğini
- İp
- İp ile aşağı sarktığını
- İpek
- İpek böceği
- İpek elbise ve kuşak
- İpekçi
- İplik
- İplik eğiren kadın
- İplik eğirici
- İplik eğirmek
- İplikçi
- İpotek
- İrin ve cerahat
- İrmik helvası
- İshak (a.s.)
- İshal olmuş
- İsim
- İskele
- İskelet
- İskembe
- İslam alimi
- İsmail (a.s.)
- İsmail taşı
- İsminin değiştiğini
- İspat ettiğini
- İsrafil (a.s.)
- İstifrağ (kusmak)
- İstihkam edilmiş yer
- İstihza (alay edildiğini)
- İstiklal
- İstiğfar ettiğini
- İtikaf
- İtmek
- İyi kimse hakkında kötü söz
- İyilik
- İyilik ve bağış
- İz sürdüğünü
- İç ağrısı
- İç yağı
- İç çamaşır
- İçmek – içtiğini
- İğ
- İğ başı
- İğde
- İğdiş
- İğfal etmek
- İğne
- İğneci
- İş
- İşitmek
- İşkembe
- İşkence
- İşlemek işlediğini
- İşret
- İşten çıkarıldığını
- İşçi
K
- Kabak
- Kabalık
- Kabarcık
- Kabe
- Kabih (çirkin) bir hal
- Kabil
- Kabir
- Kabristan
- Kaburga kemiği
- Kabız olduğunu
- Kadayıf
- Kadeh
- Kadir gecesi
- Kadretmek
- Kadı (hakim)
- Kadın
- Kadınlar
- Kadının erkeğe benzemesini
- Kafes
- Kafesçi
- Kafir
- Kaftan
- Kafur
- Kahin
- Kahkaha attığını
- Kahraman
- Kahve
- Kalabalık
- Kalafat
- Kalay
- Kalaycı
- Kalbur
- Kaldırım
- Kale
- Kalem
- Kalfa
- Kalkan
- Kalkmak kalktığını
- Kalp
- Kalp katılığı
- Kalpazan (sahte para basan)
- Kalplerin Keşfi – Kibrin Kötülüğü
- Kalça
- Kalıp
- Kama
- Kamara
- Kambur
- Kamet
- Kamp
- Kamyon
- Kamçı
- Kamçı v.s. şeylerle vurmak
- Kamış
- Kan
- Kan akacak derecede vurmak
- Kan almak kan aldırdığını
- Kan alıcı
- Kan ırmağı
- Kanal
- Kanat
- Kanca
- Kandil
- Kandil kabı
- Kanepe
- Kantar
- Kap-kacak
- Kapamak – kapadığını
- Kapan (tuzak)
- Kaplan
- Kaplumbağa
- Kaplıca
- Kapı
- Kapı gıcırtısı
- Kapı halkası
- Kapı mandalı
- Kapı çalmak
- Kapıcı
- Kar
- Kara sinek
- Kara tavuk
- Karaağaç
- Karabatak
- Karabiber
- Karaciğer
- Karadut
- Karanfil
- Karanlık
- Karargah
- Karcı
- Karga
- Karga yavrusu
- Karnıbahar
- Karnın yumuşak yerini
- Kartal
- Karyola
- Karı koca
- Karın
- Karınca
- Karında ot bitmek
- Karşılamak – karşıladığını
- Kasa
- Kasap
- Kasatura
- Kase
- Kasem (yemin) ettiğini
- Kaside
- Kasık
- Kasım ayını
- Kasırga
- Kat
- Katip
- Katran
- Katır
- Katırcı
- Kauçuk
- Kavaf (kadın ayakkabısı diken kimse)
- Kaval
- Kavanoz
- Kavga ettiğini
- Kavuk
- Kavun karpuz satan
- Kavun ve karpuz
- Kavurmacı
- Kavurulmuş şey
- Kavut
- Kavuşmak – kavuştuğunu
- Kaya
- Kaybolmak – kaybolduğunu
- Kaymak
- Kaynak
- Kayyum
- Kayık
- Kayınbirader
- Kayınpeder
- Kayıptan gelen ses
- Kayısı
- Kayış
- Kaz
- Kaza ve kader
- Kaza-i hacet (büyük abdest)
- Kazan
- Kazancı
- Kazma
- Kazmak – kazdığını
- Kazzaz (şerit yapan sanatkar)
- Kazık
- Kaçmak kaçtığını
- Kağnı
- Kağıt
- Kağıtçı
- Kaş
- Kaşar
- Kaşağı
- Kaşık
- Kaşımak kaşınmış
- Kebap
- Kebap şişi
- Kebapçı
- Keder
- Kedi
- Kefal balığı
- Kefalet
- Kefe
- Kefen
- Kefen soyucu
- Kefil olmak
- Kehle (bit)
- Kehribar
- Kekelemek kekelediğini
- Kekik
- Keklik
- Kel
- Kelebek
- Kelepçe
- Kelime-i şehadet getirdiğini
- Kelleci
- Keman
- Kemer
- Kemik
- Kendini beğenmek halini
- Kendir
- Kene
- Kep
- Kepek
- Kepçe
- Kereste
- Kereviz
- Kerpeten
- Kerpiç
- Kertenkele
- Kervan
- Kese
- Keser
- Kesilmiş şeyler
- Kestane
- Keten
- Kevser
- Keçeci
- Keçi
- Keçi kılı
- Keşekçi
- Keşkek
- Kibir
- Kibrit
- Kil
- Kile
- Kiler
- Kilim
- Kilise
- Kilit
- Kimyager
- Kimyon
- Kir
- Kir ve pas
- Kira
- Kiramen katibin
- Kiraya verdiğini
- Kiraz
- Kiremit
- Kiremitçi
- Kireç fırını
- Kireç ve kum
- Kireççi ve sıvacı
- Kirpi
- Kirpik
- Kisve
- Kitap
- Kitapçı
- Koklamak koku kokladığını
- Koku
- Kol
- Kol ile ölçmek
- Kol ve dirsek
- Kola
- Kolaylık
- Kolera
- Kolonya
- Koltuk altı
- Kolye
- Kolçak (nazar için bağlanan şey)
- Korkak
- Korkaklık
- Korumak
- Kova
- Kovan
- Koyun
- Koyun bacağı
- Koyun kuyruğu
- Koyun ve keçi ağılı
- Koyun yüzücü
- Koza
- Koç
- Koç döğüştürme
- Koğuculuk
- Koğuş
- Koşmak – koştuğunu
- Kuba mescidini
- Kubbe
- Kucaklaşmak – kucaklaştığını
- Kudret helvası
- Kuduz hayvan
- Kulak
- Kulak kiri
- Kulak çınlaması
- Kulp
- Kulunç
- Kum
- Kum kertenkelesi
- Kum saati
- Kum ve toprak
- Kuma
- Kumandan
- Kumar oynadığını
- Kumaş
- Kumaş parçası
- Kumaşçı
- Kumbara
- Kumru
- Kundak bezi
- Kundura
- Kura çekmek
- Kuranı Kerim
- Kuranı kerim sureleri
- Kuranı Kerim veya diğer şeyler okumak
- Kurban
- Kurban bayramı
- Kurbağa
- Kurna
- Kurt
- Kurtulmak – kurtulduğunu
- Kuru yemiş
- Kuru yemişçi
- Kuru yonca
- Kuru üzüm
- Kurumak kuruduğunu
- Kuruyan yer
- Kurşun
- Kurşun kalem
- Kusmak – kustuğunu
- Kutu
- Kuvvet
- Kuyruk
- Kuyruklu yıldız
- Kuyu
- Kuyu temizleyici
- Kuyu çıkrığı
- Kuyumcu
- Kuzgun
- Kuzu
- Kuzu kulağı
- Kuzu ve oğlak
- Kuğu
- Kuş
- Kuş (bülbül kuşu)
- Kuş (bıldırcın kuşu)
- Kuş (hüdhüd kuşu)
- Kuş (keklik)
- Kuş (sülün kuşu)
- Kuş (sığırcık kuşu)
- Kuş (tarla kuşu)
- Kuş (üveyk kuşu)
- Kuş darısı
- Kuş kanat- kanadı
- Kuş pisliği
- Kuş tuzağı
- Kuş yemi
- Kuş yuvası
- Kuşak
- Kuşçu
- Kök
- Köknar
- Köle
- Kömür
- Kömürcü
- Köpek
- Köpek balığı
- Köpek yalcısı
- Köprü
- Kör olmak – kör olduğunu
- Körfez
- Körük
- Kös – büyük davul
- Köse
- Köstebek
- Köstek
- Kötü söz
- Kötü zan
- Kötülük
- Kötürüm olmak
- Köy
- Köçek
- Köşk
- Küf
- Küffar
- Küfür
- Kükürt
- Kül
- Külah
- Külahçı
- Külhan
- Külhanbeyi
- Külünk
- Kümes
- Küp
- Küpe
- Kürdan
- Kürdancı
- Kürek
- Kürek kemiği
- Kürk
- Kürkçü
- Kürsü
- Kütüphane
- Küçük dükkan
- Küçük sinek
- Küçük tepe
- Kıble
- Kıl
- Kılavuz
- Kılçık
- Kılıç
- Kılıç balığı
- Kılıç bileyici
- Kılıç ve bıçak sapı
- Kılıççı
- Kına
- Kınacı
- Kınakına
- Kınamak – kınadığını
- Kıncı
- Kınnap
- Kıraet-i kuran okumak kuranı kerim okumak
- Kırat (ağırlık ölçüsü)
- Kırağı
- Kırba
- Kırbaç
- Kırkımcı
- Kırlangıç kuşu
- Kırmızı gagalı karga
- Kırık
- Kısa entari
- Kısas yapmak
- Kısas yapıldığını
- Kıskançlık
- Kıskaç
- Kısrak
- Kısır olduğunu
- Kıvılcım
- Kıvırcık saç
- Kıyamet
- Kıyma
- Kıyma tahtası
- Kız
- Kız kardeş
- Kız çocuğu
- Kızamık olduğunu
- Kızartılmış balık satıcısı
- Kızmak kızdığını
- Kızıl boya
- Kızıl dut
- Kızıllık
L
- La havle vela kuvvete
- La ilahe illallah kelime-i tevhid okuduğunu
- Laboratuvar
- Lades tutuştuğunu
- Laf işitiğini
- Lahana
- Lahid
- Lal
- Lale
- Lamba
- Lapa
- Lapına balığı
- Lastik
- Lastik top
- Latife ettiğini
- Lav
- Lavabo
- Lazımlık
- Lağım
- Lebbeyk dediğini
- Leblebi
- Lehimci
- Leke
- Lenger (gemi direği)
- Leopar
- Levh-i mahfuz
- Levha
- Leylek
- Leğen
- Leş
- Lif
- Limon
- Limonata
- Lisan
- Lohusa
- Lokanta
- Lokma
- Lokomotif
- Lokum
- Lüfer balığı
M
- Maaş
- Mabet
- Macun
- Mahfe
- Mahkeme
- Mahkeme katibi
- Mahleb
- Mahmuz
- Mahmıl
- Mahya
- Mahzen
- Maiyet bölüğü
- Makas
- Makbuz
- Mal
- Mala
- Manastır
- Manav
- Mancınık
- Mancınık taşı
- Manda
- Mandal
- Mandalina
- Mandıra
- Mangal
- Mangır
- Manifaturacı
- Marangoz
- Maraz (kendisini hasta)
- Maraşal
- Marmelat
- Marsama
- Martı
- Marul
- Masa
- Masal
- Masaracı (Meyve veya hububatı sıkıp suyunu çıkaran)
- Masura
- Matkap
- Maydanoz
- Maymun
- Mayıs böceği
- Mazı
- Mağara
- Meclis
- Mecnun – deli haline geldiğini
- Mecusi
- Mecusi mezarlığı
- Medine-i Münevvere
- Medrese
- Mekke-i Mükerreme
- Mektep
- Mektup
- Melek
- Melez at
- Melikin muhafızı
- Meme
- Mendil
- Mendilci
- Menekşe
- Mengene
- Meni
- Mensur çiçeği
- Mercan
- Mercan balığı
- Mercimek
- Merdiven
- Merdiven basamakları
- Merih yıldızı
- Merinos koyunu
- Merkep
- Merkür
- Mermer
- Mermerci
- Mersin ağacı
- Mescid-i Aksa
- Mescit
- Mest
- Methedici
- Mevki
- Meyhane
- Meyhaneci
- Meyve
- Meyve kurdu
- Mezar
- Mezarcı
- Mezbaha
- Mezbele (çöplük)
- Meşakkat
- Meşale
- Meşaleci
- Meşaril haram
- Meşe ağacı
- Meşguliyet
- Meşhur olmuş
- Meşin yatak
- Meşrubat
- Mide
- Mihrap
- Mikail (a.s.)
- Minare
- Minare kandili
- Mina’da olduğunu
- Minber
- Minder
- Mis erittiğini
- Misafir
- Misafirhane
- Misbah (lamba)
- Misk
- Miskal (tartı ölçüsü)
- Misvak
- Mizan
- Miğfer
- Muallim (öğretici)
- Mubaşir
- Muhafız
- Muhafız bölüğü
- Muhtaçlara yardım ettiğini
- Mum
- Mum yapan
- Mumya
- Musa (a.s.)
- Musafeha yaptığını
- Musalla taşı
- Mushaf-ı şerif
- Musiki
- Musluk
- Muttali ve vakıf olmak
- Muz
- Mücellit
- Müezzin
- Müftü
- Mühendis
- Mühür
- Mühür ve yüzük
- Mühürlemek
- Mülakat
- Münadi
- Münazaa
- Müneccim
- Mürekkep
- Mürekkepçi
- Müslüman olmak
- Müvezzi
- Müzdelife
- Müze
- Müşteri olmak
- Müşteri yıldızı
- Mıknatıs taşı
- Mısır
- Mısır ehramları
- Mızrak
- Mızrakçı
N
- Nabız
- Nacak
- Nafaka
- Naib (vekil)
- Nakarat
- Nakkad ve sarraf
- Nakkaş
- Nakliyeci
- Nakışçı
- Nal
- Nalbur
- Nalın
- Namaz görmek – namaz kıldığını
- Namaz selamı verdiğini
- Nane
- Nar
- Nargile
- Nasihat
- Nazar
- Nağme
- Nebiler
- Necaset
- Nefes darlığı
- Nefsini methettiğini
- Neft yağı
- Nehirler
- Nergis
- Nevruz
- Neyzen
- Nezle
- Neşter
- Neşvü nema
- Nida etmek
- Nikah görmek nikahlandığını
- Nil nehrini
- Nilüfer çiçeği
- Nine
- Nisadır
- Nişan
- Nohut
- Nuh (a.s.)
- Nur
- Nutuk
- Nüfuz
- Nükte
- Nüzul
O
Ö
P
- Padişah
- Padişah çadırı
- Palamut
- Palancı
- Pamuk
- Pamuk satıcısı
- Panayır
- Pancar
- Papatya
- Papaz
- Papağan
- Para
- Para bastığını
- Para kemeri
- Paralı adam
- Parmak
- Parmak çıbanı
- Pars
- Parçaladığını
- Pasta
- Pastırma
- Patates
- Patika yol
- Patlıcan
- Patrik
- Patrikhane
- Pazar
- Pazu
- Pazı otu
- Paça
- Paça temizleyicisi
- Paçavra
- Paçavracı
- Paşa
- Pehlivan
- Peksimet
- Pelit ağacı
- Pencere
- Pençe
- Perde
- Peri
- Pervane
- Perçem
- Petek
- Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hanımlarını
- Peynir
- Peçe
- Peşin para
- Peştemal
- Pide
- Piliç
- Pir
- Pire
- Pirinç
- Pislik böceği
- Pişirmek – pişirdiğini
- Polis
- Portakal
- Post
- Postacı
- Pusula
- Put
- Puta tapmak – taptığını
- Püskül
- Püskülcü
- Pınar
- Pırasa
- Pırlanta
R
S
- Saat
- Sabah
- Sabah kahvaltısı
- Sabi
- Sabun
- Sadaka
- Sadef
- Sadrazam
- Safa ile Merve
- Saflar
- Safran otu
- Safran çiçeği
- Sahabe-i kiram – sahabi
- Sahife
- Sahra
- Sahur yemeği
- Sail (dilenci)
- Saka
- Sakal
- Sakat
- Saksağan
- Sakınmak – sakındığını
- Sakız kabağı
- Sakız çiğnediğini
- Salat ve selam
- Salatalık
- Salatalık tarlası
- Salep
- Salib
- Salih kimseler
- Sallanarak yürüdüğünü
- Salya
- Salyangoz
- Salıncak
- Saman
- Samancı
- Samur
- Sancak
- Sandal
- Sandık
- Sansar
- Sapan
- Saraç
- Sargı
- Sarhoş olduğunu
- Sarhoşluk veren şeyler
- Sarmaşık
- Sarnıç
- Sarp yokuş
- Sarraf
- Sarı arı
- Sarık görmek – sarık sardığını
- Sarılık
- Sarımsak
- Satmak – birşey sattığını
- Satranç atı
- Satranç görmek – satranç oynadığını
- Satranç şahı
- Satıcı
- Satın aldığını
- Satır
- Savaş
- Savcı
- Sayfa
- Saymak – saydığını
- Saz
- Sazan balığı
- Saç
- Saç dökülmesi
- Saç tarayan
- Saç örmek – saç ördüğünü
- Saçak
- Saçmak – saçıp dağıttığını
- Saçının ağardığını
- Sağmak – sağdığını
- Sağırlık
- Sebat ettiğini
- Sebzeli yer
- Seccade
- Secde görmek – secde ettiğini
- Secde-i tilavet görmek – secde ayetini okuduğunu
- Sedef
- Sedir
- Seher vakti
- Sel
- Selam görmek – selam verdiğini
- Selvi
- Semizotu
- Sene
- Sepet
- Serap
- Sergi
- Sert ve katı şey görmke
- Servet
- Servi ağacı
- Serçe kuşu
- Ses
- Sevap işlediğini
- Sevinmek – sevindiğini
- Sevinç ve coşkunluk
- Sevişmek – seviştiğini
- Seyahat ettiğini
- Seyis
- Seyyah
- Seyyar satıcı
- Sidik (idrar)
- Sidre-i Müntehayı
- Sihir
- Sihirbaz
- Sikkeli altın
- Silah
- Silahçı
- Simit
- Simsar
- Sini tepsi
- Sinir
- Sirke
- Sis
- Sitem edildiğini
- Sivilce
- Sivrisinek
- Siyah mürekkep
- Siyah nokta
- Siğil
- Soba
- Sofa
- Sofra
- Sofra bezi
- Sohbet ettiğini
- Sokak
- Sokmak – hayvanların soktuğunu
- Solucan
- Soygunculuk
- Soyunmak – soyunduğunu
- Soğan
- Soğuk
- Su
- Su damlatan
- Su değirmeni
- Su dolabı
- Su döken kimse
- Su hayvanları
- Su ibriği
- Su kovası
- Su kuyusu
- Su kuşu
- Su köpüğü
- Su küpü
- Su terazisi
- Su tulumu
- Su yolu
- Sual
- Sucu
- Suhuf
- Sultan (devlet reisi)
- Sulu çamur
- Sur
- Sur kapıları
- Susam
- Susuzluk
- Suya daldığını
- Suya düştüğünü
- Suya kandığını
- Suç işlediğini
- Söndürmek – söndürdüğünü
- Sövmek – sövdüğünü
- Sövüştüğünü
- Söz
- Söz hırsızlığı ettiğini
- Söz verme
- Sözcü
- Sözden döndüğünü
- Söğüt ağacı
- Sülük
- Sümük
- Sümüklü böcek
- Süngü ve mızrak
- Sünnet etmek
- Sünnetçi
- Süprüntü ve çöp
- Süpürge
- Süpürmek – süpürdüğünü
- Sürgünlük
- Sürme
- Sürme kabı
- Sürme çubuğu
- Sürçmek (ayak kayması)
- Sürülmek – sürüldüğünü
- Sürünülecek yağ
- Süsen çiçeği
- Süslendiğini
- Süt
- Süt anne
- Süt emmek – süt emdiğini
- Süt sağan
- Süt ve bal kabı
- Süvari
- Süzgeç
- Sıcak kara balçık
- Sıcak şey
- Sıkacak alet
- Sıkıcı alet görmek – sıktığını
- Sıkıntı
- Sıla
- Sıla-i rahmi terk ettiğini
- Sırat köprüsü
- Sırları gizlediğini
- Sırt-arka
- Sırtlan
- Sıtma
- Sıçramak – sıçradığını
- Sığır
- Sığır çobanı
- Sığırcık kuşu
Ş
- Şadırvan
- Şafak
- Şafak vakti
- Şah
- Şah damarı
- Şahitlik
- Şair
- Şal ve atkı
- Şalgam
- Şalvar
- Şam fıstığı
- Şamarlamak
- Şamdan
- Şanlı şerefli olmak
- Şap
- Şap denizi ve kılavuz
- Şapka
- Şarap
- Şarkıcı
- Şaşı olmak
- Şaşıp kaldığını
- Şefaat
- Şeftali
- Şehir
- Şehit
- Şehvet
- Şehzade
- Şeker
- Şekerci
- Şerbetçi
- Şerden kaçtığını
- Şeytan
- Şeytanı taşladığını
- Şiddet
- Şiir
- Şimşek
- Şimşir ağacı
- Şirket
- Şit (a.s)’ı
- Şiş kebap
- Şiş ve verem
- Şişe
- Şişeci
- Şişlerin inmesini
- Şişman olduğunu
- Şükretmek – şükrettiğini
- Şükür secdesi
- Şüphe ettiğini
T
- Tabak
- Tabak örtüsü
- Tabakçı
- Tabanca
- Tabiin
- Tabip
- Tabut
- Tac
- Tahkir edildiğini
- Taht
- Tahta
- Tahta kurusu
- Tahta kutu
- Tahıl
- Taklit ettiğini
- Taksim ettiğini
- Takunya
- Takunyacı
- Takvim
- Talak
- Talak-ı rıc’ı
- Tanbur
- Tandır
- Tanımadığı ihtiyar
- Tarak
- Tarhana
- Tarla
- Tarla kuşu
- Tartıcı
- Tartışma
- Tas
- Tasa
- Tasavvuf
- Tatlı
- Taun
- Tava
- Tava kebap
- Tavaf ettiğini
- Tavan
- Tavassut ettiğini
- Tavla oynadığını
- Tavuk
- Tavukçu
- Tavus kuşu
- Tavşan
- Tavşan otu
- Tavşancıl kuşu
- Tay (at yavrusu)
- Tayın
- Taze hurma
- Tazir edildiğini azarlandığını
- Taziyet
- Tazı
- Taş
- Taş döşeyici
- Taş temel
- Taş toprak
- Taşkınlık ettiğini
- Taşçı
- Tebessüm ettiğini
- Tebrik
- Tehlil
- Tek ayak üzerinde yürüdüğünü
- Tek gözlü olduğunu
- Tekbir getirdiğini
- Tekdir edildiğini azarlandığını
- Teke (keçinin erkeği)
- Tekke
- Tekme yediğini
- Tel kadayıf
- Tellak
- Tencere
- Tencere ve tava
- Teneke
- Tenekeci
- Teneşir
- Tepsi
- Ter – terlediğini
- Teravih namazı
- Terazi
- Terbiyeci
- Tere
- Tereyağı
- Terzi
- Tesbih
- Testere
- Testi
- Tevazu
- Tevbe ettiğini
- Tevrat
- Teyemmüm
- Teyze
- Tezek
- Tezkere
- Teşehhüt
- Teşvik etmek – teşvik ettiğini
- Tilki
- Timsah
- Tirit
- Tiryaki
- Titremek – titrediğini
- Tohum
- Tohum ekmek – tohum ektiğini
- Toka (kayış veya kemer tokası)
- Tokluk – tok olduğunu
- Tomurcuk
- Top
- Top sesi duyduğunu
- Toplamak – topladığını
- Toplanmak – toplandığını
- Toplantı yeri
- Toprak
- Toprak çanak
- Topuk
- Topuz
- Toz
- Traş ettiğini traş olduğunu
- Tulum
- Tulumba
- Tunç
- Tunç yapan kimseyi
- Turna kuşu
- Turp
- Turunç
- Tutkal
- Tuvalet
- Tuz görmek – beyaz tuz görmek – tuz bulmak – tuz yemek
- Tuzak görmek – tuzak kurduğunu
- Tuzcu
- Tuğla
- Tüccar
- Tüfek
- Tükrük
- Tül
- Tülbent
- Tünel
- Türbe
- Tütün ve duman
- Tüy
- Tırmandığını
- Tırnak
- Tırtıl
U
- Ud ağacı
- Ud görmek – ud çaldığını
- Udcu
- Ufuk
- Uhud Dağını (Medine yakınlarında)
- Ulema ve alim
- Ulema – İslam alimi
- Ululuk
- Umre yaptığını
- Un
- Uncu
- Ur görmek – vücudunda ur çıktığını
- Urba – elbise
- Urgan – sarkıtılan ip
- Usta
- Usta ve mimar
- Ustura
- Utanmak – utandığını
- Utarit yıldızı
- Uyanmak – kendisini uyanmış
- Uyanık durduğunu
- Uyanıklık görmek – uyanık halde
- Uyku görmek – uyuduğunu
- Uyluk
- Uyukladığını
- Uyuz olduğunu
- Uyuşukluk
- Uzaklık
- Uzunluk görmek – boyunun uzadığını kısaldığını
- Uçkur
- Uçmak – uçtuğunu
- Uçurtma
- Uşak (erkek hizmetçi)
Ü
V
Y
- Yaba
- Yaban gülü
- Yaban hardalı
- Yaban iğdesi
- Yaban Keçisi
- Yabancı
- Yabani güvercin
- Yabani kaz ve ördek
- Yabani Sığır
- Yabani zaferan
- Yadız
- Yahudi
- Yahya (a.s.)’ı
- Yakup (a.s.)’ı
- Yakut
- Yakı otu
- Yalak
- Yalamak – bir şeyi yaladığını
- Yalan söylediğini
- Yaldız
- Yaldızcı
- Yaltaklık ettiğini
- Yalı
- Yalın ayak
- Yamacı
- Yanak
- Yankesici
- Yanmak – yanmış
- Yanılma
- Yara
- Yaralamak – yaraladığını
- Yaramaz söz
- Yarasa kuşu
- Yarmak – birşeyi yardığını
- Yarış meydanı
- Yarışmak – yarıştığını
- Yas ettiğini
- Yasemin
- Yastık
- Yatak
- Yatsı vaktini
- Yavaş yürümek
- Yay – hallac yayı – yaycı
- Yayla
- Yayık
- Yaz
- Yazmak – yazdığını
- Yazı hokkası
- Yazıcı
- Yağ
- Yağ satıcısı
- Yağ tulumu
- Yağlandığını
- Yağlanmak
- Yağlayıcı
- Yağmur görmek – yağmur yağdığını
- Yağmurluk
- Yaş
- Yaş hurma
- Yaşlı kadın
- Yaşmak
- Yedi yıldızı
- Yeleli at
- Yelken – yelkenci
- Yelkovan
- Yellenmek – yellendiğini
- Yelpaze
- Yem
- Yemek
- Yemek dolabı
- Yemek yediğini
- Yemen Zaferanı
- Yemeğe davet ettiğini
- Yemeği hazmetmek – hazmettiğini
- Yemin ettiğini
- Yemiş
- Yemlik
- Yengeç
- Yeni bir şey
- Yeni doğmuş çocuk
- Yeniçeri
- Yer elması
- Yer görmek – yere batmak
- Yer mantarı
- Yer – zemin
- Yerin yeşillenmesi – yeşillendiğini
- Yetim
- Yeğe (eğe, törpü)
- Yeşil ekin başağı
- Yeşil kurt
- Yeşil meşe
- Yitik bulup aldığını
- Yok olmak
- Yoksulluk
- Yol
- Yol azığı
- Yol üzeri
- Yolculuk
- Yolculuktan döndüğünü
- Yoldan saptığını
- Yolluk
- Yontulmuş taş
- Yorgan
- Yoğurt kurusu
- Yufka
- Yulaf
- Yular
- Yular sapı
- Yumak
- Yumruk
- Yumurta
- Yumuşak huy
- Yunus (a.s.)’ı
- Yunus balığı
- Yusufçuk kuşu
- Yuva
- Yuvarlanmak yuvarlandığını
- Yük
- Yük indirmek – indirdiğini
- Yüksük
- Yün – yüncü
- Yürek çarpması
- Yürümek – yürüdüğünü
- Yüz yastığı
- Yüz çehre
- Yüzmek – derisini yüzdüğünü
- Yüzmek – ırmakta denizde yüzdüğünü
- Yüzük kaşı
- Yüzüne vurduğunu
- Yüzünü gizlemek
- Yüzüstü dönmek
- Yüzüstü düşmek
- Yıkanmak – temizlendiğini
- Yıkayıcı
- Yıl
- Yılan
- Yılan tutan birini
- Yıldırım
- Yıldız
- Yıldızları gütmek – güttüğünü
- Yırtmak – yırttığını
- Yırtıcı kuşlar
- Yırtık
Z
- Zabit – subay
- Zabıta memuru
- Zafer kazandığını
- Zaferan
- Zahire
- Zahmet ve meşakkat çektiğini
- Zalim
- Zam
- Zaman
- Zambak çiçeği
- Zamk
- Zanda bulunduğunu
- Zar
- Zarar uğradığını
- Zarf
- Zayi ve telef etmek
- Zayıflık
- Zayıflığını ve kuvvetten düştüğünü
- Zeberced
- Zebur
- Zehir
- Zehiri yok eden ilaç
- Zekat verdiğini
- Zekeriyya (a.s.)’ı
- Zelzele – deprem
- Zembil
- Zemzem
- Zencefil
- Zengin olduğunu
- Zerdali
- Zerde
- Zergedan
- Zevce
- Zeybek
- Zeytin
- Zeytinyağcı
- Zeytinyağı
- Zift
- Zikrullah Görmek – Zikrettiğini
- Zil
- Zilif
- Zillet
- Zincir
- Zindan
- Zindancı
- Ziyafet Verdiğini
- Ziyana uğradığını ziyan ettiğini
- Ziyaret
- Ziynet
- Zulüm görmek zulmettiğini
- Zırh
- Zırh ustası
- Zırnık Otu (Sıçan Otu)
- Zıt Şeyler